Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mor Menekşeler  

Posted by: EMİNE in

15 yaşındasın. Taşradasın. Liseye gidiyorsun. Annen hasta, baban zalim. Babandan nefret ediyor, menekşe 

kokan annene acıyorsun. Babanla aynı cinsten diye tüm erkeklerden nefret ediyorsun. Sonra karşına biri çıkıyor; farklı biri, tanıdığın erkeklere hiç benzemiyor. Hayatı birlikte keşfe çıkıyorsunuz. Ama anlamıyorlar; sen sevmek sevilmek için çırpınırken toplum baskısının pençeleri sıkıyor boğazını. Baban, amcan, dayın ya da ağabeyin; toplumun "namus bekçisi" kıldığı birileri çıkıyor ve kadınlık onurunu ayaklar altına alan beraket kontrolüne sürükleniyorsun. Sürüklenen bedenin değil yalnızca; umutların, hayallerin ve körpecik yüreğinle tüm ruhun da sürükleniyor, ayaklar altına alınıyor. Parçalanan düşlerinden yepyepi bir hayat kurmayı başaran Duygu Uzel, ağlayap hayata küsmeyi değil, yaşadıklarını tüm dünyaya haykırmayı seçti. Tıpkı, kocası tarafından paramparça edilen annesi gibi. Ülkemizde kadınlar hala rızaları dışında beraket kontrolünden geçirilirken; Mor Menekşeler bu toplumun dayattığı baskılara direnmeye çalışan tüm kadınlara armağan olsun diye yazıldı.

Piraye  

Posted by: EMİNE in

Genç ve güzel Piraye adını Nazım Hikmet’in eşinden almıştır. Genç kızın babasıdır Piraye ismine tutkun olan; diğer kızı da babanın Nazım Hikmet hayranlığından payını alır: Hatice. Babanın açıklaması ilginçtir ki bu açıklama romanın temalarından birini de oluşturacaktır: "Piraye, Nazım Hikmet’in karısı. Tam adı Hatica Piraye’dir. Nazım Hikmet’in onun için yazdığı şiirler ve mektuplar, edebiyatımızın gerçek yüz aklarıdır." Piraye’nin babasının bu açıklaması karşısında ilk tepkisi şaşkınlıktır: "(...) Babam elinden kitap düşmeyen, aydın bir insandı. Ama onun, kızlarına bir şairin -hem de yasaklı bir şairin- karısının adını verecek kadar edebiyat tutkunu olduğunu yeni keşfediyordum."
Piraye’nin doğduğu günden bu yana içinde taşıdığı edebiyat ve şiir tohumları hayatının bir bölümünde ilişkilerine de yansıyacaktır.

Roman, genç bir kızın aile, okul, aşk ve evlilik yaşantısına odaklanan ilginç bir biyografi özelliğine sahip; yazar, yarattığı kadın kahramanın yaşantısına bir ’kadın duyarlılığı’ ile yaklaşıyor. Romanın ilk sayfalarında idealleri olan genç bir kız olarak tanıştığımız Piraye, sayfalar ilerledikçe ilişkilerin farklı boyutlarını yaşayacak, aşk duygusunun karşılığını kendi hayatına yerleştirmeye çalışacaktır.

"Piraye" romanını bir ’dram’ haline getiren ise genç kızın evlilik ve evlilik sonrası
yaşantısı olacaktır; Piraye, üniversite öğreniminin hemen ardından Diyarbakır’a gelin gidecektir.

"Piraye"yi yakın çevrenizde aramayın sakın," diyor Canan Tan. "Hem onun, hem de romandaki diğer karakterlerin hayal ürünü olduklarını belirtmeme, bilmem gerek var mı? Ama uzak şehirdeki şarkının nihavent olduğunu söyleyen Nazım Hikmet ve
"Gözlerin hani?" diye soran Ahmed Arif gerçek."

Roman, yazarın kendi hayatından da belli belirsiz izler taşıyor okuruna.